 |
Ziyaretçilerimiz
Şu an sitede, 6 ziyaretçi ve 0 üye bulunuyor.
Henüz üye değilseniz, Buraya tıklayarak ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
Üye Girişi
Hala hesabınız yok mu? Hemen açabilirsiniz. Kayıtlı bir kullanıcı olarak tema yönetici, yorum ayarları ve isminizle yorum gönderme gibi avantajlara sahip olacaksınız.
Site Görüntülenmesi
Şu ana kadar 286388 sayfa izlenimi aldık. Başlangıç: Kasım 2005
|
RAHMET İKLİMİNE GİRİŞ VE REGAİP GECESİ
Allah’ın lütuf ve ikramına layık olmuş; özel insanlar, özel mekanlar ve özel zamanlar vardır. Özel zamanların ve özel lütufların hazırlandığı biz Muhammed ümmetine mahsus, rahmet iklimine erişmenin huzur ve şerefini yaşamaktayız. Dört gözle beklediğimiz, Allah’ın sonsuz rahmetinin özellikle coştuğu üç aylar diye tabir edilen Recep, Şaban ve Ramazan aylarının ilki olan Recep ayına eriştik. Bu sene özel bir tevafuk olsa gerek ki; recep ayının ilk Cuma gecesi olan Regaip gecesi de Recep ayının ilk gecesiyle aynı geceye rastlamıştır. Kıymet bilenlere selam olsun… Recep ayı ile birlikte Yüce Peygamberimiz sürekli şu duayı yaparak biz ümmetine bu ayların önemini hatırlatmıştır; "Allahumme barik lena fi recebe ve şa'ban ve belliğna ramazan" Manası; "Allah'ım! Recep ve Şaban aylarını bizim için mübarek kıl ve bizi Ramazan ayına ulaştır."
Gönderen: ugurk Tarih: 02.07.2008 Saat: 20:51 (16 okuma)
UMRE NOTLARI/ Din görevlilerinin vebali
Umre ziyareti hakkında bilgi vermek amacıyla başladığımız yazımızda öncelikle gördüğümüz bazı aksaklıkları dile getirerek, güzelliklere vesile olmayı amaçlıyoruz. Telafisi mümkün bazı hataların düzeltilmesi için sorumluların vicdan muhasebesi yapmasını sağlayabilirsek kendimizi mutlu hissedeceğiz. “Maksadımız üzüm yemek, bekçi dövmek değildir.”
Gördüğümüz bir diğer aksaklık; Umre ziyaretine ilk defa gelenlerin çok ciddi bilgi eksiklikleri olduğuna şahit olduk. Bu konuda esas hata, Umrecinin kendisine aittir. Madem çok ciddi bir ziyarete gidiliyor. Orada harcayacağı parayı, giyeceği giysileri, yiyecek yemeğini ihmal etmiyor, o zaman çok ciddi bir ibadeti yerine getirecek bilgileri de öğrenmeden, gerekli bilgi donanımına erişmeden bu yolculuğa çıkmaması gerekmektedir. Çünkü yapılacak bazı hatalar(ihram yasakları) sayesinde sadaka ya da kurban kesme cezası gibi cezai hükümler vardır. Bunlar yerine getirilmediği taktirde Umre ibadeti yapılmamış sayılmaktadır.
Gönderen: ugurk Tarih: 02.07.2008 Saat: 06:45 (15 okuma)
UMRE NOTLARI / BİRAZ DAHA DİKKAT VE SAYGI
Merhabalar Efendim! Yeni bir gündem ile farklı bir mevzu hakkında görüş ve duygularımı sizlerle paylaşmak istedim. Kısa bir süre önce Allah’ın lütuf ve keremi ile kutsal bir yolculuğa çıkmak nasip oldu. Ani bir gelişme ile çok değerli bir dostumla birlikte kısa süreli bir için ülkemizden ayrıldık. Sizlerden gönül olarak ayrı kalmamak için yazılarımıza ara vermemeye gayret ettik. Genel olarak Âlemlere Rahmet Hazreti Muhammed (sav) Efendimizin hayat ölçülerine ağırlık vererek mana gündemimizin odak noktasını da belirlemiş olduk…
***
Gönderen: ugurk Tarih: 30.06.2008 Saat: 20:54 (21 okuma)
BORÇ HAKKINDA NEBEVİ ÖLÇÜLER-5-
HAKK’IN KEFİL OLDUĞU BORÇLAR;
ÖDÜNÇ VERME Kays İbnu Rûmi merhum anlatıyor: “Süleyman İbnu Üzünâ, Alkame’ye, ödeneği gelme zamanına kadar bin dinar borç vermişti. Ödeneği çıkınca, borcunu ondan istedi ve sert davrandı. O da hemen ödedi, ancak Alkame Süleyman’a kızmıştı. Birkaç ay durup yanına geldi: “Ödeneğim gelinceye kadar bana bin dirhem ver!” dedi. Süleyman yine: “Pekala! Memnuniyetle!” dedi (ve ailesine yönelerek:) “Ey Ümmü Utbe! Şu yanındaki mühürlü keseyi getir!” diye seslendi. Kadın keseyi getirdi. Süleyman, Alkame’ye: “Vallahi işte ödediğin dirhemler! Ben bunlardan tek dirhemi yerinden kımıldatmadım!” dedi. Bunun üzerine Alkame: “Allah babandan razı olsun. O halde alacağını tahsil için bana olan o kaba davranışın sebebi neydi?” dedi. Süleyman: “Senden işittiğim hadisler!” cevabını verdi. “Benden ne işitmiştin?” “Sen İbnu Mes’ud radıyallahu anh’dan naklen Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’ın: “Bir müslümana bir şeyi iki kere borç olarak veren hiçbir Müslüman yoktur ki, onun bu davranışı, o şeyi bir kere sadaka etmiş gibi sevap olmasın!” buyurmuştur. Bunun üzerine Alkame: “Evet, İbnu Mes’ud bana böyle haber vermişti!” diye te’yid etti.” Enes İbnu Mâlik radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Miraç gecesinde cennetin kapısı üzerinde şu ibarenin yazılı olduğunu gördüm: “Sadaka on misliyle mükafaatlandırılacaktır. Ödünç para onsekiz misliyle mükafatlandırılacaktır.” Ben: “Ey Cibril! Ödünç verilen şey ne sebeple sadakadan daha üstün oluyor?” diye sordum.” “Çünkü dedi, dilenci (çoğu kere) yanında para olduğu halde sadaka ister. Borç isteyen ise, ihtiyacı sebebiyle talepte bulunur.” Yahya İbnu Ebi İshak el-Hünâi anlatıyor: “Hz. Enes radıyallahu anh’a: “Bizden bir adam, (din) kardeşine borç olarak mal verir. Sonra malı alan kimse borç verene bir hediyede bulunur (bu hususta ne dersin?)” diye sordum. Enes bana şu cevabı verdi: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Biriniz bir malı borç verse, sonra alan da veren kimseye bir hediye vermek veya bineğine bindirmek istese, sakın o hediyeyi almasın, bineğine de binmesin. Eğer aralarında borç alıp-vermezden önce böyle (dostane) muameleler olmuşsa o başka.”
***
Gönderen: ugurk Tarih: 29.06.2008 Saat: 17:30 (7 okuma)
BORÇ HAKKINDA NEBEVİ ÖLÇÜLER-4-
HAK SAHİBİ SÖZ SAHİBİDİR HAVALE İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Borcunu ödemeye muktedir olan kimsenin özürsüz olarak ödemeyi geciktirmesi zulûmdür. Sen alacaklı durumda iken (alacağın) varlıklı ve güvenilir bir kimseye havale edilirse, bu havaleyi kabullen.”
***
Gönderen: ugurk Tarih: 28.06.2008 Saat: 21:11 (15 okuma)
|
|
 |